İstanbul Üniversitesi

18 Kasım 1933 yılında Türkiye’nin ilk ve tek devlet üniversitesi olarak eğitim-öğretime başlayan üniversitenin geçmişi çok eskiye dayanır. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ilk Avrupa tarzı üniversite olarak kabul edilen Darülfünun’un devamıdır. Üniversitenin geçmişi Fatih Sultan Mehmet’in kurmuş olduğu   Sahn-ı Seman medreselerine kadar dayandığından köklü bir geçmişe sahiptir.
İstanbul üniversitesi İstanbul’un tarihi yarım ada denilen kısmında yer almaktadır.Çoğu fakülte Beyazıt-vezneciler-Süleymaniye üçleminde bulunur.Buralar İstanbul’un en işlek ve tarihi olarak en güzel yerleridir.

Fakültelere ulaşım çok rahattır, tramvay, metro, otobüs, metrobüs gibi çeşitli ulaşım araçları ile sağlanmakta ve ulaşım koşulları her açıdan çok rahat olmaktadır.Öğrencilerin istedikleri her şeye ulaşma imkanı vardır.Üniversitenin fakültelerinin dağınık olması dezavantaj gibi görünsede fakültelerin genellikle birbirine yakın olmasından dolayı fakülteler arasında rahatlıkla gidip gelinmekte ve bu arada İstanbul’un en güzel yerleri ek zaman ayrılmadan gezilmiş olunur.
Millet kütüphanesi, Süleymaniye Camii ve külliyesi gibi mekanlara yakınlığı öğrenciler için ayrı bir artıdır.İstanbul üniversitesi merkez kütüphanesi her zaman öğrencilerin rahatlıkla gittiği özellikle vize ve final döneminde adeta evleri olan mekandır.Sosyal aktivite noktasında da gerek üniversitenin gerek İstanbul Büyükşehir Belediyesinin birçok etkinliği olmaktadır.

İstanbul’un kişiye sağladığı bunca hizmetin ve güzelliğin insanı İstanbul’a bağlamaması söz konusu bile olamaz.Başta özellikle küçük yerlerden gelen kimselerin alışmakta zorluk çektiği İstanbul bir süre sonra kopamayacağın bir yer haline gelir.İstanbul’daki yoğun hayat iyi bir şekilde değerlendirilirse okuduğunuz bölümden kendinizi yetiştirmiş biri olarak ve mesleğinizi en iyi şekilde icra edecek, mesleği bilen biri olarak mezun olmuş olacaksınız.Bu da size gittiğiniz her yerde kolaylıklar sağlayacaktır.Toplumun yetişmiş ,kendini bilen bireylere ihtiyaç duyduğu unutulmamalıdır.

Kendimizi yetiştirirken bu nadide şehrin asırlar boyunca bütün hükümdarların fethetmeye çalıştığı şehri keşfetmek de en güzel akviteleriniz olacaktır.İstanbul’da öğrenciyseniz çok uygun imkanlara gezmek istediğiniz her yeri gezebilirsiniz.Bu gezmelere fakültenizin bulunduğu yerden başlamak çok iyi olacaktır.

Son olarak ;gezmeye ilk önce benim de her gittiğim de huzur bulduğum Süleymaniye’den başlayabilirsiniz.

Merak ettiğiniz soru ve ya sorular varsa Soru-Cevap kısmından sorabilirsiniz.

 

 

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. abc diyor ki:

    Sıkıntı da bu ya zaten. Herkes böyle özelliklerine aldanıp da seçiyor. Eğitim şartları ve memurları insanı pişman ediyor. Derslerinin kredilerinin düşüklüğü, dolayısıyla ders sayısının çokluğu insanı bezdiriyor. Kimi hocalar var ki, ağlatacak kadar bezdirip zorluyor ögrenciyi. Pişman olmayan kimse göremezsiniz. Tek yararı: ucuz yemek, devam zorunluluğu olmaması (bölümden bölüme, dersten derse değişebilir), bir sürü farklı zihniyette insan tanıyarak ufkunuzun gelişmesidir. Ama yine de, okulun zorluğundan illallah ediyorsunuz. Yani gitmeye değmez…

    • anonim diyor ki:

      Abi bazı konularda hak veriyorum sana ama bölümden bölüme değişiyor senin söylediklerin şuan okul tadilat aşamasında ve çok kişi bu yüzden gerdin bunlar bittiğinde daha güzel bir eğitim bekliyor bizi, biraz sabretmek gerek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir